2/7/2007 - YUVA ÇOCUĞU

YUVA ÇOCUĞUNUN TEMEL İHTİYAÇLARI
Okul öncesi dönemde; her çocukta var olan bir takım ihtiyaçlar vardır. Bu ihtiyaçlar şöyle sıralayabiliriz.
SEVGİ ve ŞEFKAT İHTİYACI : Yaşı kaç olursa olsun her insan sevmek ve sevilmek ister. Çocuk da hangi gelişim aşamasında olursa olsun, ailesinden şefkat bekler. Çocuğun sağlıklı büyümesi ve sağlam bir kişilik geliştirmesi için ona karşılıksız sevgi verilmelidir. Bu sevginin niteliği ve niceliği çocuğun tüm yaşamını etkiler.
Şefkat görerek, sevildiğini ve istendiğini hissederek büyüyen çocuk, huzurlu ve mutlu olur, çevresi ile iyi ilişkiler kurarak gelişir. Sevgi ve şefkatten yoksun büyüyen çocuk huzursuz ve mutsuz olur, çevresi ile olumlu ilişkiler kuramadığından arkadaş edinmekte güçlük çeker, uyum ve davranış bozukluğu gösterebilir.
Çocuğun gelişiminde en yararlı sevgi; dengeli, kararlı ve ölçülü olanıdır. Çocuğun sevgi ihtiyacını karşılarken dikkat edilmesi gereken bir nokta da birden fazla çocuğun bulunduğu ailelerde yaşa ve cinsiyete göre ayrım yapılmaksızın sevginin tüm kardeşler arasında paylaştırılmasıdır.
İLGİ İHTİYACI: Çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi yaşla çeşitlilik gösterir. Bebeklik devresinde çocuğun aradığı ilgi, beslenme ve temizlik ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olanıdır. Yuva döneminde çocuk özellikle annesinden sorularını cevaplandırmasını, oyunlarına katılmasını, soru ve oyunlarına ilgi gösterilmesini ister.
Çocuğa aşırı ilgi gösterme de yeterince ilgi gösterme de kaçınılması gereken eğitsel hatalardır. Bazı anne babalar çocuklarının belli bir sorunu olduğunda ona aşırı ilgi gösterirler, sorunu çözümlediğinde veya belli bir sorunu olmadığında aynı ilgiye ihtiyaç duyduğunu düşünmezler. Bu tür ailelerde istikrarlı ilgi göremeyen çocuklar, ilgi merkezi olmaktan, dikkatleri üzerine de toplamak için, ilgi ve sevgi ihtiyacını dengeli ve sürekli bir yaklaşımla gidermek gerekir.
GÜVEN İHTİYACI: Dengeli sevgi, ölçülü ilgi, çocukta güven duygusu yaratır. Sevgi ve ilgi görerek büyüyen çocuk, anne babasına güven duyar, bu duygu çevresine de güven duymasını sağlar. Çocuk bir sorunla karşılaştığında sorununa çözüm getirecek yetişkin arar, çevresine rehberlik edecek bir yetişkinin bulunması, çocuktaki güven duygusunu pekiştirir.
ÖZGÜRLÜK İHTİYACI: Çocuğun ailesine güven duyması kadar, kendine güven duyması da önemlidir. Çocuğun kendini kanıtlaması ve bağımsız olması için fırsat verilmelidir. Çocuğun kendisini kanıtlamasına fırsat vermek de ona deneyimler kazandırmasını sağlayacak bir ortam yaratmakla mümkündür. Uyarıcının bol olduğu bir ortamda çocuk denemeler yapar, keşiflerde bulunur ve bundan zevk alır. Böylece çocuk, bir şeyler yapabildiğini, başardığını görür, kendine güveni artar.
Çağdaş eğitimin amacı, çocuğu gelecekteki yaşama hazırlamak, değişen yaşam koşullarına uyum sağlayacak şekilde büyütmek, günü geldiğinde ailesinden kopacak şekilde yetiştirmektir. Çocuğu sevmek ve ona ilgi göstermek, çocuğun güven ve özgürlük ihtiyaçlarını karşılamak, çocuğu özellikleri doğrultusunda bilinçli bir şekilde yönlendirmektir, onu tanıyarak ve temel ihtiyaçlarını gidererek eğitmektir.
Psikolog Gizem Çimen
ANAOKUL VE KREŞE UYUM SÜRECİNDE AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Okul öncesi eğitim; çocukların zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal gelişimlerini sistemli bir ortam içerisinde daha iyi sağlayan, onlara iyi alışkanlıklar ve davranışlar kazandıran, yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olan bir eğitim dönemidir.
İlk 3 yıl içinde çocukların en etkili rol modeli anne ve babalarıdır. Onlarla girdiği etkileşim sonunda kazandığı davranış kalıplarını pekiştirerek kalıcılaştırması, etkileşim alanlarını genişletmesi için anaokulları kaçınılmaz birer paylaşım alanıdır.
Ancak elbette ki anaokuluna uyum sürecinde birtakım zorluklar yaşanır. Burada yapılması gereken, ebeveynlerin kararlı ve tutarlı davranması, okul ile işbirliği içinde çocuğun okula uyumunu sağlamak için çaba sarf etmeleridir. Çocuğun kreş ve anaokulu reddetmesi halinde, anne-baba, büyükanne ve büyükbabadan herhangi birinin çocuktan yana tutumu ona güç verir ve çocuğun tepkisinin büyümesine sebep olur. Oysa çocuğun katıldığı ilk sosyal kuruma uyumu önemlidir. O yüzden okula gidişin tüm aile üyelerince desteklenmesi beklenir.
Çocuk sabahları okula gelmek istemeyebilir, ağlayabilir karnının, başının ağrıdığını söyleyebilir, kahvaltı yapmaya nazlanabilir. Burada yapılması gereken kararlı olmak, çocuğa başka seçenekler sunmamak (anneanne, babaanne vb.) anlayabileceği bir dille kısa ve öz bir şeklide anaokuluna gitmesi gerektiğini anlatmaktır. Ayrıca anne-babanın, çocuğa tehditle veya sert bir tutumla yaklaşması ya da onu başkalarıyla kıyaslaması problemin çözümünü zorlaştırır.
Çocuk kendisi için neyin iyi ve doğru olduğunu kavrayabilecek durumda değildir ve bu kararları alma görevi size aittir. Genellikle çocuklar kreş ya da anaokuluna gelene kadar ağlayıp, gitmek istemeyip kapıdan içeri girdikleri andan itibaren her şeyi unuturlar. Buradaki önemli noktalardan biride okul kapısında ebeveynin çocukla ayrılık sürecini çok uzatmamasıdır. Onu bıraktığınızda çocuğunuz ağlamaya başlasa bile gittiğiniz konusunda kararlı davranın. Onu öpüp “Ben şimdi gidiyorum,”deyin ve geri geleceğinizi söyleyin. Bunun ne zaman olacağını onun bildiği terimler çerçevesinde anlamasını sağlayın.
Sonra elinizi sallayıp yolunuza devam edin..İyi olduğunu kontrol etmek için durup arkaya göz atmayın. Çocuğun, mümkünse okula bağımlı olmadığı ebeveyni tarafından götürülmesi de ayrılık sürecini daha da kolaylaştıracaktır.
Son olarak hatırlatmak isterim ki hiçbir isteklerine karşı koyamadığınız, her ağlamalarında telaşa kapıldınız biricik çocuklarınızdan ayrılmak, sizler için de zor bir süreç olsa da yuva ortamı psiko-sosyal gelişimleri adına onlara sunabileceğiniz çok önemli bir fırsat. Psikolog Gizem Çimen
|